دام دوگانه / Turkce

Çifte Tuzak

Pazar günü Tahranda Türkiye, Brezilya ve İran arasında imzalanan ön anlaşmayı çokları Türkiye diplomasisinin başarı ve uğuru gibi algılasalarda dikkat çeken bazi şeyler olduğu kesindir. Bu olay İran rejiminin batıyla yürütdüyü polemik oyununda bir aşamamı yoksa bir dönüş noktasımı? Öne çıkan sorulardan biridir.

Son zamanlarda İran rejimi Rusya ve Çin gibi büyük ortaklarını kısmen ve dönemsel olsa bile batıya kaptırdıktan sonra, süre kazanma politikasına devam etmek için yeni aktör-ortaklara ihtayacını gidermek istiyordu ve bunun için G-20 ülkelerinden iki gönüllü buldu. Brazilyayı ele almak hiç zor olmadı, dünyanın en stratejik bölgesinde İran gibi büyük pazara ulaşmak yeterince cazib di. Bunun yanısıra Da silva ve takımı herhalde «Latin Amerikada bizim Bolivia ve Venezueladan neyimiz eksik?!» diye düşünmüşlerdir.

İran için ayrılmaz komşu ve tabii ki tarihi rakipini’de ele almak masraflı olsada yinede zor olmadı, Türkiyenin zaten daha önceden sadece siyasi ve ya diplomatik değil rejim destekleyici politikası vardı, buna elave olarak "Kuzey Pars" gibi büyük gaz ve petrol yatağından rakipsiz şartlarla pay elde etmek gibi celb edici vaadler yeterli oldu. –Aslında kim olsa kendi devlet ve ülke yararlarını düşünerek buna evet demesi yeterince mantıklı ve anlaşılırdır- Ama karşı tarafın İran olduğnu unutmamak lazım, nitekim 2010 Nisan ayında Türkiye ye vaad edilmiş ve hetta ön anlaşması bile yapılmış olan yatğı (Kuzey Pars 22, 23 ve 24-cu fazlar) İranın ikinci ordusu ve esasen rejimi korumakla görevli "Sepah" silahlı kuvvetlerine bağlı bir kuruma devr edildi! Aynen 2004 de "Tahran havalimanı işletme projesi" (TAV) ve "ikinci mobil operatörü" (TURKCELL) olaylarında olduğu gibi. Yaani Türkiye yeni tuzak değil, aynı tuzağa yeniden tüştü. R.T. Erdoğn’ın keçen hafta İrana gitmesini kukşku altına alan açıklamalarında bu olayın kırgınlığı mı vardı yoksa İranın oyununun iç yüzünü anlamış olmak ve ya her ikisi belli değil ama birşeylerin olduğu kesin. Her halde İran da boş oturacak değildi hele yaptırımların oldu-olacak erefesinde ve son anda böyle bir ön alaşmaya imza atacağının kesin mesajını Akaraya göndererek başbakanı Tahrana gitmeye ikna etdi. Yaani «madem oyuna girmişsin eliboş çıkma bu fırsatı değer oyuncuya kaptırma!»

Ve böylece BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olan her iki ölkenin İrana karşı olan kararlarda onaylayıcı oy kullanmamalarını garantilemiş oldu, zira ki öylesine karnaval havasında el sıkışıp poz verdikden sonra bu iş kâr-zarar meselesi değil prensip olayı olmuşdur.

Başka taraftan İranın esas stratejik ortakları olan Rusya ve Çin’e yumuşama ve ambargolardan boyun kaçırmak için zemin yaratmış oldu ve yeniden topu diğer tarafa atdı, 5+1’in ilkin tepkileri bunun isbatıdır. Şimdi eğer bu ön anlaşma, anlaşmaya dönüşür yürürgeye koyulursa batı asıl isteyi olan uranyum zenginleştirilmesinin tamamiyle dayanırılmasına ulaşmak değil hetta kendi eliyle daha zengin yakıt vermeli olacak, İran en az 1-1.5 yıl daha zaman kazanacak, yeni ambargolar dondurulmasa da yumuşayacak ve eğer İranın yeni tesisler ve ham madde arayışları ortaya çıkmazsa en fazla 1-1.5 yıl sonra daha kazanclı ve -(nükleer olarak)- daha güclü İran rejimiyle oyuna devam edilir. Ama eğer batı «bu benim peşinde olduğum şey değil» dıyerek anlaşmaya değil de ambargoya giderse (ki öyle görüniyor) İran dünya politik kamoyunda masum rolünü oynayarak yeni ortaklar arayışına çıkacak ve en azından 3-6 ay daha zaman kazanacak aynı zamanda dolayı yollarla ambargo ve yaptırımlardan yayınmak için ahlaki sebebler kazanarak daha ılımlı Türkiye, Brezilya, Çin ve Rusya gibi ortaklarla batıyı yüz yüze koyacak.

İranın başlatıp sürdürdüyü nükleer oyunun aslında ne için olduğu ayrıca bir başlık altında tartışılacak bir konudur ki umarım fırast olur.

Politikada "tüm tarafların kazanması" sürrealistik hikayeden başka şey değildir. Eğer kazanan taraf varsa karşısında siz ya kaybedersiniz yada az kaybedersiniz. Şimdi bu olayda her halükarda kazanan tarafın kimliği apaçık ortada, peki ya diğer taraflar? Kaybedenler mi yoksa az kaybedenler?!

 

Areş Niknam / politik aktivist

18/05/2010


/ 0 نظر / 6 بازدید